Hayat bir mucize! Bu ülkede ilerlerken karşınıza şekerlemeden evler, bin renkli kuşlar, yakut yüklü ağaçlar çıkacak en beklenmedik anda... Unutmamak için yazmalı! Bir masal gibi sonsuzluğa...

Jeff Bridges etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jeff Bridges etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2010

HİPPİ ASKERDEN İÇTİMADA MEDİTASYON

The Men Who Stare at Goats/ Özel Kuvvetler


Yön: Grant Heslov
Oyn: George Clooney, Jeff Bridges, Ewan McGregor, Kevin Spacey

Bu hafta Özel Kuvvetler adıyla vizyona giren The Men Who Stare at Goats, bire bir Türkçeye çevrildiğinde Keçilere Gözlerini Dikip Bakan Adamlar gibi bir başlıkla karşımıza çıkan ve gerçekten adı kadar absürt bir antimilitarist komedi. Ama bu söz bolluğu sakın sizi yanıltmasın… Uzaktan enteresan görünse de Özel Kuvvetler’in çok cazip ve başarılı bir film olduğu söylenemez.

Yönettiği kısa metraj filmler ve tv dizileri de bulunan ama daha çok oyuncu kimliğiyle tanıdığımız Grant Heslov, 2002’de çektiği Par 6 adlı komedinin ardından Özel Kuvvetler ile sinemada ikinci kez uzun metrajı deniyor. Aslında Heslov ile Clooney arasındaki işbirliği çok yeni değil. Heslov, ünlü oyuncunun 2005’te yönettiği Good Luck and Good Night/ İyi Geceler ve İyi Şanslar’ın senaryosunu yazmış ve hatta bu çalışmasıyla en iyi özgün senaryo dalında Oscar’a aday gösterilmişti. Özel Kuvvetler ise, Amerikalı muhabir Jon Ronson’ın 2003 yılında Irak savaşında iliştirilmiş gazeteci olarak bulunduğu dönemi anlatan kitabından, Peter Straughan tarafından senaryoya aktarılmış.


Daha ilk andan kamera açıları, renkleri, diyalog stili ve anlatıcıya dayalı iletişim biçimiyle Coen Kardeşleri anımsatan film, Irak savaşını izlemek için yollara düşen muhabirimizin (Ewan McGregor) Kuveyt sınırından ülkeye giriş çabalarıyla başlayıp, 80’lerde Amerikan ordusunun içinde kurulmuş çok özel ve sıra dışı bir askeri birliğe uzanıyor. Muhabir, Kuveyt’te kaldığı otelde eski bir askerle (George Clooney) tanışıyor ve bu ikilinin birlikte yaptıkları Irak yolculuğu sırasında gelişen diyaloglar/ olaylarla, biz de meşhur Jedi Projesi’ne vakıf oluyoruz.

“Süper güçleri olan bir süpergüç yaratmak” fikri üzerine kurulmuş projenin öyküsü şöyle… Vietnam savaşı sırasında ölümden ve şiddetten nefret eden asker (Jeff Bridges), sevgi ve barış adına ordudan ayrılıp bir New Age harekete katılıyor. Burada altı yılını birlikte geçirdiği hippilerden feyiz alarak, yeni bir askeri formatın hayallerini kurmaya başlıyor ve projesini hayata geçirmek üzere orduya geri dönüyor. Ve sonuçta; birbirlerine kurşun atmak yerine çiçek uzatan, dans eden, meditasyon yapan, kafayı bulan, saçlarını ören bir Yeni Dünya Ordusu çıkıyor ortaya. Ruhani eğitimden geçiyor, zihinlerini boşaltıp psişik güçlerini geliştirmeyi öğreniyorlar. Silahlarla değil akıllarıyla savaşıyor, düşmanın zihnine giriyor, psişik güçleriyle insanları etkisiz hale getiriyor, görünmez oluyor, duvarlardan geçiyor, bir bakışlarıyla keçileri öldürüveriyorlar! Onların hepsi birer medyum casus, süper asker, Jedi savaşçısı… Ancak Irak savaşı dönemine geldiğimizde aynı birimi, kötü adamın (Kevin Spacey) ellerine düşmüş ve eskisinden çok farklı, zavallı bir halde görüyoruz.



Askerlik gibi ciddiyet ve disiplin timsali bir müessese mizahla buluşunca, ister istemez absürt/ komik bir malzeme çıkıyor ortaya. Ancak tür, tema ve kadro itibariyle oldukça çekici görünen bu film, ne yazık ki beklentilerimizi karşılamakta yetersiz kalıyor. Yol filmi ve antimilitarist komedi niteliğindeki Özel Kuvvetler; ordunun kötü yönetilmesi ve kaynakların boşa harcanması gibi konulara eleştiri getiriyor, zaman zaman güldürmeyi ve izleyicide sıcak duygular uyandırmayı başarıyor, ama bütüne baktığımızda derdini anlatmakta zayıf ve odaksız bir öykü sunuyor izleyiciye. Aslında ustaca işlendiğinde bir komedi tufanına dönüşebilecek bu sağlam malzeme ne yazık ki perdeden usulca kayıp gidiyor. Ve toplamda, güzel ama öksüz kalmış bir fikir ile hiç iz bırakmayan kötü bir film kalıyor geriye…
(www.tersninja.com'da yayınlanmıştır)

18 Mart 2010

VİSKİMİ ÇAKARIM, OSCARIMI ALIRIM !

Crazy Heart/ Çılgın Kalp


Senaryo - Yön: Scott Cooper
Oyn: Jeff Bridges, Colin Farrell, Maggie Gyllenhaal, Robert Duvall

En iyi erkek oyuncu dalında Jeff Bridges’e Oscar ödülünü kazandıran Crazy Heart/ Çılgın Kalp bu hafta gösterimde sevgili okurlar… Arada unuttuklarım varsa şimdiden affınıza sığınıyorum; ama şunu peşinen söylemeliyim ki, 1995 yapımı Mike Figgis filmi Leaving Las Vegas/ Elveda Las Vegas’daki Nicolas Cage performansının ardından Çılgın Kalp, beyazperdenin tüm zamanlardaki en sahici alkoliklerinden biriyle tanıştırıyor bizi.

Romantik bir müzikal dram olarak niteleyebileceğimiz Çılgın Kalp, Thomas Cobb’ın romanından Scott Cooper tarafından senaryolaştırılarak sinemaya aktarılmış. Film, Cooper’ın ilk yönetmenlik deneyimi. Müzikler ise Stephen Bruton ve T. Bone Burnett’e ait (filmin The Weary Kind şarkısı Burnett’a Oscar getirdi). Filmde Jeff Bridges tarafından canlandırılan country şarkıcısı Bad Blake karakteri, Amerikalı üç ünlü müzisyen Waylon Jennings, Merle Haggard ve Kris Kristofferson’ın bir kombinasyonu olarak kurgulanmış. Tabii bunlardan bize en yakın olan ve filmdeki karakterde de özellikle görsel olarak ön plana çıkanı Kristofferson.


Çılgın Kalp’in, beyazperdede daha önce de country müziği, müzisyenlik, alkolizm veya düşüş öyküleri üzerine kurulmuş benzeri filmlere göre büyük bir yenilik getirdiğini ya da yeni bir şey söylediğini söylemek güç. Ama en azından anlatması gerekeni derli toplu bir şekilde anlatıyor ve en önemlisi de Jeff Bridges gibi hoş, güçlü ve karizmatik bir adamdan destek alıyor.

Filmde Bridges’in canlandırdığı 57 yaşındaki Bad Blake alkolik, düşkün, yalnız, parasız, çaptan düşmüş, vazgeçmiş, umudunu ve sağlığını yitirmiş ama gururunu asla kaybetmemiş bir country şarkıcısı.“Bad Blake sarhoş, boşanmış ya da kaçakken bile hiçbir konserini kaçırmamıştır” diyecek kadar… Hatta şarkı söylemekte olduğu sahneyi aniden terk edip, kusup yeniden mikrofonun başına dönecek kadar. Ve küçük kasaba barlarında sürdürdüğü gecelik performanslarından biri sırasında, kendisiyle röportaj yapmak isteyen kadın gazeteci Jayne (Maggie Gyllenhaal) ile tanıştığında yıllar sonra ilk kez yeniden hayata dönmek ve ayık olmak istiyor.

Bridges aldığı kilolardan, sarsak duruşundan, hırıltılı sesinden rahatsız bakışlarına kadar karakterini bize yüzde yüz yaşatıyor ve Big Lebowski’den sonraki en büyük performansını çıkarıyor. Zamanında bir numara olmuşluğu tadan ve içinde hala iyi bir şeyler yapma arzusuyla çırpınan; yer yer insani zaaflarımızı, çaresizliklerimizi görüp midemize güçlü bir yumruk yediğimizi hissettiğimiz, yer yer eski günlerinin cazibesine dönüp en seksi haliyle içimizi hoplatan sahici mi sahici bir Bad Blake giriveriyor sonuçta hayatımıza. Karşısındaki genç country şarkıcısı Tommy’yi (Colin Farrell) cebinden çıkarıyor… Genelde beğendiğim ve özellikle de Woody Allen’ın “Cassandra’s Dream/ Cassandra’nın Rüyası” filmindeki performansına bayıldığım Farrell ise Çılgın Kalp’de ne yazık ki yetersiz kalıyor.


İçinde hayat olan/ içine girip yaşadığınız filmlerden Çılgın Kalp. Özellikle Gyllenhall’ın canlandırdığı kadın gazeteci ile Bad Blake’in ilk karşılaşmaları olan röportaj sahnesi, benim kişisel sinema belleğimdeki unutulmaz kareler arasına girecek gibi görünüyor. Gyllenhall’ın bu rolle en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında Oscar’a aday olduğunu da hatırlatalım; ama bana kalırsa aşık bir kadın olarak inandırıcılığını tüm film boyunca korumayı başaramıyor. Robert Duvall’ın küçük rolü de, son dönem sinemasında sıkça rastladığımız ustalara saygı/ nostalji yaratma işlevini üstleniyor ve Çılgın Kalp izleyiciye hoş müzikler taşıyan, hoş anlar yaşatan, insancıl ve naif bir küçük film olarak görevini tamamlıyor. Büyük bir oyuncu performansı görmek isteyenler, Jeff Bridges için Çılgın Kalp’i izlemeli…
(www.tersninja.com'da yayınlanmıştır)